So Young , So Gone
Çocukluğunu odasına kapanıp Beatles, Nirvana dinleyerek geçiren, resim çizmeye meraklı Avustralya'lı kasiyer Craig Nicholls ; bir gün müzik yapmaya karar verir. Vokal ve gitarı üstlenen Craig yanına yetenekli arkadaşlarını alarak başlar işe. Sıra isimde ;zeki bir kelime oyunu içeren The Vines (okunuşuyla Divine-s ) . Grubun bu ismi almasında ki diğer sebeb ise Craig'in babasının Vynes isimli bir grupta çalmasıdır (Ailecek müzik yapıyorlar ) .
Avustralyalı grup daha sonra İngiltere' ye taşınır ve hızla ilk EP' lerini yayınlarlar. Bir anda vampirler başına üşüşür grubun. NME ' Nirvana' dan Beri Çıkan En İyi Grup ' diye tanıtır adaya , Rolling Stone ' Rock Döndü ' der. İlk single'ları NME tarafından ' Haftanın Single'ı ' seçilince Vines takip edilmesi zorunlu hale gelir , ''Get Free'' marşı üne ün katar. Debut 1,5 Milyondan fazla satar.
İlk albüm '' Highly Evolved '' gerçektende başarılı. Ben bu başarıyı Craig' in referanslarına (Beatles, Nirvana, hatta Suede !.. ) . Herşeyin serpiştirildiği güzel bir çalışma. Factory favorim. Bu arada grubu Get Free gibi '' normal '' bir şarkıyla tanıyanlar albüme bir el atsınlar.
Neyse efendim ; ilk albümün beklenmeyen başarısı, medya baskısı felan zaten hafif çatlak Craig' in kayışlarının kopmasına sebeb olur. Konserlerde çıldıran , kendini öldürmekten bahseden Craig tüm bu manyaklıklarının arasına bir albüm sıkıştırır ve '' Winning Days '' çıkar görücüye. '' Önce Star Yarat, Sonra Düşmesini İzle '' sistemiyle hareket eden NME albümü yerden yere vurur ( aksine bazı kaynaklar çok beğenir albümü , en iyisi siz dinleyin ) . Tamam, ilk albüm kadar iyi değil ama o kadarda rezil bir şey değil. Cık Cık. İçinde TV Pro gibi harika bir parça var. O bile yeter. Ki fena değildir albüm...
2. albümden kısa bir süre sonra Craig ' in manyaklıklarının mantıklı açıklaması gelir; Craig Aspenger Sendromundan müzdaripdir. Grup durulma kararı alır, şöhret ile iyice sapıtan Craig hastaneye yatmayı kabul eder, bascı gruptan ayrılır. 2 sene grubun esamesi bile okunmaz...
2006 yılında sıfır reklamla , yediği şoklar yüzünden şişmanlamış Craig' le , yeni bateristle döner Vines. Uslu Craig daha farklı bir sound denediği '' Vision Valley '' albümünü tanıtmak için atak yapacağına , bilinçli olarak , hiç bişi yapmaz. Konser tekliflerini bile geri çevirir. Albüm satmaz ...
Biraz farklı bir tarzı var son albümün. Beğenenlerde var beğenmeyenlerde. Ben ortalarındayım. Gross Out, Don't Listen To The Radio, Spaceship dikkat çekenler.
Vines en sevdiğim grup filan değil. Bi sürü daha iyi grup var. Amma dinlenesi müzikler yapıyo şerefsizler. Ergenlik için uygun '' gaz '' şarkılar ...
Albümlerde ki tüm şarkılar Craig' e ait. Bu kadar genç biri için taktir edilesi bir yenetek. Şarkıların sözleri sağlam. Craig 'in sesi dinlenesi ( tabii gereksiz yere böğürmez ise ) . En iyisi siz dinleyip karar verin. Bu arada albümlerde bulunmayan Ms Jackson cover 'ını kaçırmayın.
Artık milyonlar satmasa da tam formunda şu sıralar Vines. Konser vermeye başladılar, görülüyor ki Craig sesini adam etmiş. Gereksiz yere böğürmüyor. İnancım Vines 'ın artık parlak işler yapacağı...
Posted by fırat 10:31 PM 0 yorum
Etiketler: Müzik
The Auteurs
Doyumsuz bir dinleyiciyim. Oyun oynarken, internette gezerken, yemek yerken, uzanırken arkada müzik hep dönmek zorunda. Elimdekileri çabuk tükkettiğimden haliyle yeni şeylere sonuna kadar açığım. Neyse; geçenlerde uzun süredir adını duyduğum ama bir türlü dinleyemediğim The Auteurs'a el atayım dedim. Nede iyi yapmışım, kurtaramadım kendimi Auteurs'dan .
Britpop furyası zamanında Showgirl ile başladılar yola Luke Haines ve ekibi. Daha sonra kemik bir dinleyici kitlesine sunulan 4 harika albüm...
İşin tarih kısmını kısa kesmek istiyorum (iç ses: tembel olmasın okuyucular. Çok kolay bulurlar grubun geçmişini, önemli olan yorumlar) .
Grubun en vurucu yanı Luke Haines'ın vurucu notaları ve sözleri. Auteurs Britpop kalıplarına uymayacak kadar karanlık bir grup. Özelliklede sözleri. Çoğu grubun aksine politik duruşunu müziğine katan Haines sistemin yaramaz çocuklarından. Verilen şekeri istemeyen yaramaz çocuk Haines asla çok satma amacı gütmeyen, şarkılarında insanı rahatsız eden konuları rahatlıkla işleyen bir dahi.
Hiçbir zaman 6 haneli satış rakamını yakalayamayan 4 albüm sonrası Haines grubu gömdü. Şimdi o topraktan Black Box Recorder yeşerdi. Hasatı toplamak bize düşer..
Lafı burda kesip en yakın zamanda Auteurs albümlerinin incelemeleriyle döneceğimi belirtiyor, tekrar tekrar altını çiziyorum: Auteurs dinlenmeli. Başlangıç olarak ne önerirsin derseniz; Showgirl ve Lenny Valentino derim. Zaten Luke sizi 2. şarkıda kendine çekecek.
Posted by fırat 7:45 PM 1 yorum
Etiketler: Müzik
Hayat bazen çok bayat. Hiç birşey göründüğü gibi değil. Güzel şeylerin arkasında binbir yara var kabuk bağlamış. Bir de kabukla uyuşmayınca iyice çekilmez oluyor hayat. Antony Hegarty' de kabuğuyla uyuşmayanlardan. İçine sıkıştığı kabuğu sesiyle çatlatıp dışarı çıkmak isteyenlerden. Müziğiyle kabuğunu delmek isteyenlerden...
Antony And The Johnsons kuşkusuz 2005'in en iyi çıkış yapan ve en kaliteli grubu. İlk albümden sonra 2. albümle gelen Mercury Ödülü grubun tanınmasını sağlamış, hatta 5 numaraya kadar yükselmişlerdir listede. Kısacası; Antony And The Johnsons artık tanınan bir grup.
Çok sesli ilk albümden sonra gözbebeğim, büyüleyici 2. albüm I Am A Bird Now geldi. Daha çok piyano-vokal üzerine kurulu albüm Hope There's Someone gibi insanı duvara yapıştıran bir şarkıyla açılıyor. Boy George ile daha da süperleşen mükemmel şarkı You Are My Sister, Lou Reed düeti, For Today I'm A Boy... Albümün tamamı muazzam. Sırıtan tek bir şarkı bile yok. Antony, kalbinden gelen acıları kalbimize yerleştiriyor sanki her şarkıda. Sözler, ah o sözler. Müziksiz bile insanı çarpmaya yetiyor, lafı dolandırmadan insanı tam 12'den vuruyor. İstenmeyen bedenlerde doğanlardan biri olan Antony şu sözlerle yerden yere vuruyor insanı : One day i'll grow up, i'll be beatiful girl...but for today i'm a child, i'm a boy.
Sohbahar yaklaşıyor. Emin olun Antony And The Johnsons eve kapandığınız soğuk günlerde size çok ama çok güzel şarkılar söyleyecek, hem de hiç bir karşılık beklemeden. Biraz anlayış ve birkaç damla gözyaşı dışında...
Posted by fırat 8:20 PM 0 yorum
Etiketler: Müzik
Shoegazer
Üç adımda shoegazer olmak dersimizin adı sevgili okuyucular ;
1-Kaliteli ve sürekli tekrar edilen, hiç susmayan gitarlar.
2-Bu ses duvarının altında, pek duyulmayan vokal.
3-Bol distorsiyonlu, melodik ,baskın müzik.
Shoegazer da neyin nesi ? Şimdik, shoegazer enfes grup My Bloody Valentine'in geç 80'lerde başlattığı, zamanında güzel adayı etkisine alan bir müzik akımı. Jesus and Mary Chain, Cocteau Twins, Spaceman 3 gibi grubların referans olduğu, My Bloody Valentine'ın Isn't Anything albümüyle başlayan akım kısa sürse de pek çok güzel eser bırakmıştır bizlere. Kısa sürmesinin en büyük sebebi barbar Amerikanların Grunge'ı ve abartı albüm NeverMind fırtınası. Neyse giden gider.
Shoegazer'ı benim için güzel yapan şey harika gitarlar. Belki gitarlar anlaşılamadığı için harika geliyordur; çünkü gerçekten ''karışık''. Gitarların hiç susmadığı, gürültülü ama melodik bir müzik düşünün ama bu şarkı biraz ''pop'' olsun. Ha işte o düşündüğünüz shoegazer.
Shoegazer'lar kim diye sorarsanız ;
Bir kere akımın en baba grubu My Bloody Valentine’dir. Loveless gibi 90'ların en iyi albümlerinden (bazı otoriteler 90'ların en iyi albümü bile der ) birini yapan grup, Loveless’dan beri albüm yapmıyor. Lush, Curve, Ride, Slowdive ve birden türeyen bi sürü grup...
Daha sonra Grunge gelir, ada kendini kaptırır ama sonra beğenmez ve Britpop'unu yaratır. My Bloody Valentine, Loveless harikasından sonra albüm yapmaz, çıkmaz hiç bir yere, Verne ve Lush Britpop'a kayar, Ride,Slowdive kaybolur. Shoegazer biter, yerini daha harika Britpop'a bırakır...
Umarım Valentine geri döner ve shoegazer'ı hortlatır.Biz de görültülü, boğuk müziğimize doyarız. En yakın zamanda albüm incelemeleriyle geri döneceğim. Ha, bu arada shoegazer ismi NME tarafından My Bloody Valentine'a yakıştırılmış, daha sonra bu tarz müziğe verilen genel isim olmuştur. E peki NME bu ismi neden verdi ? Hemen söyliyim, Valentine konserlerde seyircilere bakmaz, gözleri hep ayakkabılarındadır :D
Posted by fırat 10:15 PM 0 yorum
Etiketler: Müzik



