13 Eylül, 2007

Nazan Öncel

Sezen Aksu ve Ajda Pekkan'ın gerçeklikle flörtünden doğma Nazan Öncel; 'sokaktan gelme sanatçı' kimliğini, pop/rock müzik alanına en fazla yedirebilmiş isim olmasının dışında, iyiden iyiye alıştığı söz yazarlığının zirvelerine koşullanmış bir isim olarak, hikayesinin başlarında, oldukça sahiciydi.

1980 yılında çıkardığı ilk albümünü saymazsak, varlığını 92 yılındaki 'Bir Hadise Var' ile belli etmişti. Dönemin pop standartlarına birebir uyan, yanında da gayet ağlatan şarkılarla çalan bu albüm; toy Nazan'ın potansiyeli belli ettiği, kimilerine göre sanatçının 'en iyi' işi olan, hoyrat ve genç bir çalışmaydı. Hüzün ve neşe; yolun başında bir kadının ağzından belirsizce, fakat güzelce, dökülüyordu.
İki sene sonraysa, rahatsız ruh hallerini gözümüze ilk sokuşuydu; 'Ben Böyle Aşk Görmedim', müziğe geç adım atmış sevimsiz bir kadının sancılarıydı.Sanatçının diskografisinde biraz geride dursa da; gelecek zaferlerin ve acıların başlangıcıydı. Bu dönemde, huysuzluk, yeni rolüydü. Zaten albenisi olmayan Öncel, siyahlar içinde, kendi gibilerine göz kırpıyordu adeta.

95 tarihinde, iç 'Göç'ler yaşadık zorunlu. Hikayenin zirvesi, en içten yeriydi 'Göç'. Nazan, tastamam kendini bulmuştu. Kendi içine daldı, çok derinlere daldı, kendi bile korktu acılarından. Açılış şarkısı 'Gidelim Buralardan', kurtuluş çığlıklarıydı. 'Bir Şarkı Tut', 'Sen Beni Öldürüyorsun', 'Nazlı Ay' gibi parçalar; buruk bir kalpten yol almış fakat yine kalpleri hedef alan şarkılardı. 90'ların en rutubetli albümüydü, bir kadın bu kadar mı ağlayabilirdi?

Daha sonra, sarsılmaz tahtından indi Sezen Aksu, Nazan'ı egale etmeliydi. Aksi taktirde, bu 'sokak kızı', ozan kimliğiyle, kendisinin sahte saltanatını ters yüz edebilirdi. Kandırdı Nazan'ı. 'Göç'den sonra gelecek, 'Sokak Kızı' albümünde, beraber çalışabilirlerdi. Çalıştılar da. Böylelikle, bir adım geriye attı Nazan. Sezen Aksu ise, çaktırmadan, medya üzerindeki büyük etkisini, Nazan'ı unutturmak adına kullandı. Sezen'in oyunları, geniş etkilere yayılacaktı; Nazan'ın Aksu'ya içten içe duyduğu nefret, öç alma boyutuna ulaşacak, ruhlar pazarlanacaktı...

'Sokak Kızı', fena albüm değildi, bir sonrakine geçişti. 1999 yılında, Nazan yine tekti ve yine iyi. Türk Müzik Tarihi'nin en aykırı albümü de bu dönemde ortaya düştü. Düştü ve alev aldı her yer. Çiçekler yandı. Kalpler dağlandı. 'Demir Leblebi', en hızlı yasak yiyen şarkılarla doluydu. 'Sokarım Politikana'; ismiyle bile kimilerini yatağında ters döndürdü. 'Kız Bebek', Türk toplumunda kadın olmanın zorluğunu, Nazan'a yaraşır bir çarpıcılıkta gözümüze soktu. Körün gözüne, tekrar parmak soktu. Albümü ismini veren 'Demir Leblebi'; üvey babasının tacizlerini anlatıyordu; ensest kolay kolay sindiremeyecek bir gerçekti. Hele bir yer vardı ki, dar beyinlerde yankılandı yıllarca; "Anasının sütü, babasının çükü! Bu kız böyle öğrendi hayatı anne"

Bayıcı sorulara Nazan'ın verdiği cevap, şarkılar kadar etkileyiciydi; '' Ağzımda acı, zehirli bir tad vardı; ben de tükürdüm.''

Beş senelik ayrılıktan sonra, 2004 yılında çıkardığı 'Yan Yana Fotoğraf Çektirelim', Tarkan'ın desteğiyle de, çok sattı, çok sevildi, kapışıldı. Bu ilgi, sanatçının hoşuna gitmişti, daha fazlası için ısmarlama şarkılar yazmaya başladı. Her yazdığı da çok sattı, çok sevildi, kapışıldı. Bir eksiklik vardı ama, eski sivrilik, yerini yaşlanmış bir basitliğe ve hırsa bırakmıştı. Hikayemizin tadı kaçtı.

'Göç', 'Sokak Kızı' ve 'Demir Leblebi' albümüyleriyle yaralarını kurutan Nazan Öncel, artık neşelenmeli, parayı bulmalı, dolaylı olarak, Sezen Aksu'dan intikam almalıydı. Zaten, tüm cesaretini ve sahiciliğini kullanmıştı. İçi de kuruyabilirdi, içine sahte çiçeklerde doldurabilirdi. Hem, yaptığı onca iyi şarkı, ne kadar taktir görmüştü? Şimdilerde, Nazan Öncel bozuldu diyenler, onun altın yıllarında neredeydi?

Son işi '7'din Bitirdin' de maalesef aynı yoldan yürüdü. Çok sattı, çok sevildi, kapışıldı. Aslında tüm bu hızlı yükseliş, Sezen Aksu'dan ötürüydü, ondan öç almalıydı. Bu rekabet, Nazan Öncel'den ruhunu istedi. O da seve seve verdi...

(Ben Böyle Aşk Görmedim/1994)
Geceler Kara Tren

(Göç/1995)
Gidelim Buralardan
Sen Beni Öldürüyorsun
Aşk Olmalı
Bir Şarkı Tut(Vay Gönlüm Vay)
Her Şey Bu Kadar Hoş mu?

(Sokak Kızı/1996)
Ben Sokak Kızıyım
Bırak Seveyim
A Bu Hayat

(Demir Leblebi/1999)
Kötülere Bi'şey Olmaz
Kız Bebek
Demirden Leblebi

(Yan Yana Fotoğraf Çektirelim/2004)
Gül Pansiyon

Not: Beni Nazan'a alıştıran, tanıştıran, 8/1'e bi' göz kırparım. Üzerinde en fazla uğraştığım, ilk kez odaklandığım yazıydı. Aynı dikkati devam ettirmeyi düşünüyorum. Güzel oluyor.

3 yorum:

Tacim dedi ki...

İlk defa bi' yazını beğendim. Hatta, bu yazıyla demek isterim ki --

Milli oldun! Aramıza hoş geldin!

deniz ural dedi ki...

Okuduğum en iyi Nazan Öncel çözümlemesiydi kesinlikle!

Her karşılıksız aşkımda yana yana dinlediğim Göç albümüyle özellikle ayrı bir yeri vardır bu asi kadının.

Sezen Aksu'yla araalrındaki ilişkiyle ilgili yeni bakış açısı da kazandırdın bana. Geçmişten bir olay aklıma geldi şimdi: Hülya Avşar'ın TV programında, programa ancak polminikle renk katabilen sunucumuz Hülya, konuğu Nazan Öncel'e ısrarla Sezen Aksu'dan ve aralarındaki benzerlikten bahsedince Öncel kalkıp gitmiş, programı terketmişti.

Nazan Öncel Göç gibi albümler, 'Bırak seveyim rahat edeyim' gibi şarkılar yapsın mutfağında, sonrasında tanıtımdı tuneydi çıkmaasın oradan. Bence o da bunu istiyor.

jane-de-lus dedi ki...

cok cok güzel bir yazı olmasının yanında belirtmek isterim ki nazan'la sezen'in kadın olmak dısında ortak bir paydası nerdeyse yoktur. cok baska karakterler ve ve hayatlar...
bu arada sosyomattaki suetkafaysan burdan da merhaba demek istiyorum. daha evvel tanısmıstık. =)