29 Haziran, 2008

Tozlu Kitapların

Tozlu kitapların küflü kokusu, hiçbir işe yaramayan güneşli havanın sıcağına karışıp tenime yapışıyor.

Her iş yerinde bir kardeşi bulunan kız ne der, der ki, ayol piştim valla klima tamir edilsin yaaa yoksa daha fazla dayanamıycam iyi ki yıllık izne çıkıyorum yarın.

Ne izni kızım ne zaman başladın da şimdi ara veriyorsun, diyen ise yok. Kız kısık sesle ve sarsak sarsak konuşmanın acıma duygusu doğurduğunu erken farketmiş. Kullandığı her kelimeye içtenlik yüklemeye çalışıyor. Kimi zaman bilgiç bir eda yakalayayım diye daha kararlı cümleler kurmayı deniyor fakat bu konuda çok pratik kazanmadığı belli -teoriyi annesinden almıştır-, başarısız oluyor. Nefes alıp verirken ağzını kullanıyor. Adımları hep kesik kesik. Öne eğdiği başını inananılmaz yavaş doğrultuyor. Zararsız görünmek istiyor. Yere yatırılınca ağlayan bebeklere benziyor. Yalnız, o bebekler kadar güzel değil. Taze, gergin bir cildi var ama bakışları buruşuk. Çankara'lıymış. Tam memur tipli zaten!

sinsi mi sinsi

Öğleden sonra sıcaklık azalıyor, uyuşukluk artıyor. Dükkana giren tektük müşteri test kitabı almak için ikinci kata çıkmayacaksa merdiveni kullanmıyor asansör varken, basamaklara ben oturuyorum. Aradığınız kitap var mı, diye sormaya layık gördüklerim, yardım etmek istediklerim geldikçe, oturduğum basamaklardan artık kaçıncısındaysam hemen ayağa kalkıyor, bir yandan uygun rafa yönelirken, bir yandan da sohbet etmeye çalışıyorum. Konuştuk konuştuk, regl dönemiymiş, kitaba en çok zaman ayırdığı dönemde yani. Çantanız çok güzel, benim de gömleğim güzelmiş, yüzün niye kızarmış? Tozdandır. Öyle tozlu bir yer ki, raflara ağırlık verecek kadar yani. Bugün eski kitapları taşıyan bir raf devrildi mesela.

Belki de olumsuz enerjimdendir. Kişisel gelişime takılıp gelişemeyen biri söyledi, çakralarım kapalıymış, cinsel çakram bile. Açcan mı, dedim şaklabanlığından sıkıldığım için, rahatsız olsun da defolsun diye. Ben de hepsi açık, dedi, yedi çakradan yedisi de. Pardon, dedim, ayna arkanızda kalmış, gözünüzün önünden sis geçiyor görüyorum. Yengeç gibi yan yan yürüye yürüye gitti sırtını hiç çevirmedi.

mendili de vardı ama yüzü terlemiyordu yüzü kıştı mendili yüzüne götürmedi eli sisi dağıtmadı

Geçen yazdan bu zamana pek birşey değişmemiş. İnsanın bildiği yerde çalışması rahat oluyor. Cemal Süreya - Nilgün Marmara v.s. okumayı seven, Kemal Atatürk kolyeli yakında dövmesini de yaptıracakmış koluna, bir kızla aynı kattayız, onunla konuşuyorum boş kaldıkça ya da kitapları karıştırıyorum, dipderin kadın -çok sevdiğim- Seta hariç kattan diğer insanlarla, özellikle yakında izne çıkıp 15 gün görünmeyecek diye ben de sevinç bırakan kızla, pek yüzgöz değilim, bu yeni gelen kız hoşuma gitti ama, birbirimizle geçiriyoruz zamanı genellikle. İlginç birisi. Yakında bana, tehlikenin farkında mısın, diyecektir, sanıyorum. Bak, zeplin uçuyor eski mi eski havayı ağırlaştırıyor güneşin önüne geçiyor zaten yavaş mı yavaş zaten patlayacak. Cumhuriyet diye birşey yok ki bu ülkede. Yazı da yazıyormuş. O da benim gibi daha iki gündür burada hanfendi şurada beyfendi ona sorun size yardımcı olacaktır. Neyse, kadını yolladık, nerede kalmıştık?

2 yorum:

phaloe dedi ki...

benim adım bu kız değil bi kere :)
ihihi cumhuriyete nerden baktığına değişir,
ayrıca o şaklaban benim çakralarımın açık olduğunu söylediği için hissedebiliyorum sanıyorum-seni./kendime bu kadar yakın.
diğer elemanlar için söylediklerine aynen katılıyorum.
ımm neyse
ne dicektim
öptüm kocaman!

Adsız dedi ki...

Fantastic blog.

instant payday loans

[url=http://t1.caafrica.com]payday loans[/url]