Ayrıca, Whalen hıza dair denemeleriyle de tanınır. Düşüncenin hızı, Whalen şiirini ayakta tutan enerjiyi açığa çıkarmaktadır. 'If You're So Smart, Why Ain't You Rich?', göreceli olarak, daha az sıçramalı bir şiir. Yine de, gündeliğin bilinmedik noktalarından parladığı Whalen şiirleri, her koşulda belirli bir hareketi zorunlu kılmaktadır. Whalen, ayakta durmayı sever ve sonsuz merakıyla, boynunu sağa sola kırıp durur. Görebileceği ne varsa, anlatabileceği; hazır ayaktayken, şiirine taşır.
Başka Sesler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başka Sesler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Nisan, 2010
Başka Sesler 8 / Philip Whalen - If You're So Smart, Why Ain't You Rich?
Ayrıca, Whalen hıza dair denemeleriyle de tanınır. Düşüncenin hızı, Whalen şiirini ayakta tutan enerjiyi açığa çıkarmaktadır. 'If You're So Smart, Why Ain't You Rich?', göreceli olarak, daha az sıçramalı bir şiir. Yine de, gündeliğin bilinmedik noktalarından parladığı Whalen şiirleri, her koşulda belirli bir hareketi zorunlu kılmaktadır. Whalen, ayakta durmayı sever ve sonsuz merakıyla, boynunu sağa sola kırıp durur. Görebileceği ne varsa, anlatabileceği; hazır ayaktayken, şiirine taşır.
20 Nisan, 2010
Başka Sesler 7 / John Giorno - Vajra Kisses
'Giorno Poetry Systems'ın nimetlerinden yararlanırken, John Giorno'nun nevi şahsına münhasır sesine de kulak vermemiz gerekiyor. Ustaya hakkını teslim edelim: Yarattığı atmosfer, pek çok şair için hayat kaynağı sundu. Bu atmosferin en yoğun katını, okumalar oluşturuyordu. Doğa olayları burada yaşandı.
'Vajra Kisses', Giorno'nun modern imgeler ile Budist öğretiyi, içedönük bir deneyim olarak birleştirmesinin önemli bir örneği. Şiiri yazılı olarak paylaşamıyorum, kusura bakmayın. Çok az yerde karşımıza çıkan bir şiir bu. Neyse ki, her kelimenin tekrar edildiği bu şiirde, kelimeleri kaçırmak ya da daha doğrusu, kelimeleri kaçırmak pek mümkün değil.
09 Nisan, 2010
Başka Sesler 6 / Anne Waldman - Lady Tactics

Anne Waldman üzerine daha önce konuşmuştuk, Anne Waldman'ı açılışa koymuştuk. Şimdi bir başka Waldman şiirine uğruyoruz: Lady Tactics.
Şiir, dağınık Waldman tarzının en uygun örneklerinden biri. Dile dair rahat tavrını, serbest çağrışımın kendi ritmini yaratan akıcılığı içerisine indirgeyen Waldman; 'Lady Tactics' ile, bir nevi, şiir biyografisine çatı kuruyor. Ayrıca, Buda öğretilerinin getirdikleri, ne olduğunu bana sormayın, her zaman söylediğim gibi: Uzakdoğu bana çok uzak, Waldman'ın bir röportajında söylediğinden alıntılıyorum, ''somut karşılığını 'Lady Tactics' ile buluyor.' Şiirin yoğun şifrelerini çözmekse, kendi coğrafya bilginize kalıyor. Hangi ağaca çıkıp bakacağın, sana kalmış.
03 Nisan, 2010
Başka Sesler 5 / Allen Ginsberg - Please Master
Hazır film festivali Robert Epstein & Jeffrey Friedman yönetmenliğindeki 'Howl' ile uluyacakken, Allen Ginsberg'in kutsal sesinden bir şiir dinlemek, adetten olacaktır. Bu arada, filmi çok merak ettiğimi söyleyeyim. Jon Hamm gibi bir artı değer de olunca...
Robert Epstein & Jeffrey Friedman / Howl:
'Please Master', Ginsberg şiirinin temel özelliklerini çok net yansıttığı için, bir ilk örnek gibi elimdeki diğer kayıtların önüne geçiyor. Ginsberg’in kâğıt üzerinde yakaladığı ritmin doğaçlama bir performans eşliğinde dışavurumu, şiirin anlamı için gerekli bir bütünlüğe hizmet ediyor. ‘Please Master’ şiirinde kullanılan klasik biçimin revizyonu ve ‘can (-ebilmek)’ tekrarı, kâğıt üzerinde şairin teslimiyet hevesini çağrıştırırken; kayıtta bir tür arzu isyanına dönüşüyor. Ginsberg, pagan törenlerini çağrıştıran bir ritim eşliğinde ve derinden gelen sesiyle, şiirine güçlü bir gerçeklik duygusu katıyor. Şiirin yaratmaya çalıştığı etki, sesin yarattığı çağrışımlarla birleşerek birbirini besliyor ve tamamlıyor. 'Howl' filmindeki okuma performanslarını merak ediyorum. Çünkü bu okumalar, Ginsberg şiirini çözmek için büyük bir şans demek oluyor.
27 Mart, 2010
Başka Sesler 4 / Ron Padgett - Zzzzz
Ron Padgett, alternatif iletişim olanakları üzerinden yeni bir şiir ağı kurmak konusunda en çok çalışmış şairlerin başında gelir. New York, Paris, Barselona; Padgett, geçtiği her şehirde şiire dair izler bırakabilmiştir. Tonca performans, bir o kadar fanzin, ortak yazılmış kitaplar, kişisel imkanlarla basılmış kitaplar... Padgett için Amerikan Tristan Tzara'da denilebilir. Tzara kadar heyecanlı olmasının yanında, yazdığı şiirle de Dada akımına yakın durur. Şöyle;
Padgett, bir tür imge teroristtidir. Padgett'a bir kelime ver, tanınmaz hale getirsin. Daha da güzeli ve beni etkileyeni, bu değişim süreci içerisinde kelimelerin kökü hiçbir zaman bozulmaz. Şiirin içerisindeki zeki dizilim, keskin dönüşlerle başka anlamlara uzayacak şekilde planlanmıştır. Dada'dan farklı olarak, Padgett, saçmanın olumsuz etkilerinden de kaçabilmiştir. Padgett; saçma değil, poptur.
23 Mart, 2010
Başka Sesler 3 / Sylvia Plath - Daddy
Modern şiirin en üst noktasına Ted Hughes'u yerleştiren biri olarak, Sylvia Plath'a dair duyduğum derin sevgi, kimilerine göre biraz olasılıksız bir durum. Bu iki mit-şairin birbirlerini sürükledikleri özyıkımsal süreç, ister istemez, insanları taraf tutmaya zorluyor. Bense, tam tersini düşünüyorum. İki şiirsel öznenin kesişiminde büyük bir mit doğuyor ve bu mitin yarattığı etkinin ardında, Hughes ve Plath, tekrar ikiye, kendilerine ayrılabiliyor.
Plath'ın kendine ayırdığı şiir alanında geniş bir yer tutan 'Daddy', üzerinde uzunca bir yazı gerektirecek kadar derinlikli, önemli. Çok önemsediğim 'Daddy' için kısa bir özet geçmek istemeyip, şiir hakkında söyleyeceklerimi erteliyorum.
21 Mart, 2010
Başka Sesler 2 / Brion Gysin - I Am That I Am
Brion Gysin için yapılabilecek en kesin yorum, şiir ile müzik ortaklığının belirgin bir figürü olarak iki alana da kazandırdığı yenilikçi bakış açısıyla ilgilidir. Şiir okumalarını performatif bir düzeye taşımak konusunda ilk somut örneklere imza atan Gysin; 'sound poetry' adı verilen tamamen ritme ve tekrara dayalı kavramın geliştiricilerindendir. Ses düzenekleri hakkında yaptığı araştırmalar, dadacı ve sürreal biçim araştırmaları üzerinde işleyerek, Gysin'e arzu ettiği 'hipnotik' etkiyi sunmuştur. Gysin'in sabit bir amacı vardır: kelimelerin arkasından gelen ekoları belirgin kılmak.
Gysin'e göre, kelime 'şaire ait' değildir ve bu noktada, şairin yapması gereken, kelimenin kendine has şarkısına eşlik etmektir. Gysin'in kelimelere olan inancı, daha sonraları William S. Burroughs'la birlikte anılacak 'cut-up' tekniğini keşfetmesiyle doruk noktasına ulaşır. Burroughs'un en yakın arkadaşlarından biri olarak John Giorno'yla tanıştırılan Gysin, Giorno'nun yenilik heyecanını paylaşarak Paris Bienali'ne kadar uzayan seri kayıtlar gerçekleştirmeye başlar. Kayıtlar, 'cut-up' tekniğinin tekrara dayalı mantığını çeşitli dış sesler ile 'iyice yabancılaştırmayı' amaçlar ya da bazen bu yabancılaşma isteği, çıplak okumaların amatörlüğünde aranır; ama sonuç olarak yapılmak istenen, şairin aradan çekilmesiyle ve gerçek sesin keşfedilmesiyle alakalıdır.
20 Mart, 2010
Başka Sesler 1 / Anne Waldman - Pressure

Allen Ginsberg, 'ruhsal eşim' diye tanıttığı Anne Waldman'ı, bir bakıma, Beat kuşağı kadınlarının lideri olarak konumlarken; Waldman, kendi anlamını yavaş yavaş örmeye başlamıştı. 'Şair' kimliğini 60'lı yılların başında sahiplenen Waldman, dönemin diğer şairleriyle birlikte hareket etmeden önce, fanzin formunda dağıttığı şiirleriyle bu alanın en heyecan verici isimleri arasına katıldı. Budist öğretilere olan merakıyla Ginsberg'in dikkatini çeken Waldman, arzuladığı performatif okumalara dair olanaklara da yine Ginsberg sayesinde ulaşacaktı. Hiçbir zaman tastamam bir 'Beat şair' olarak konumlanmasa da, Waldman, modern Amerikan şiiirinin çalışkan jenerasyonu içerisinde büyük bir verimlilik sundu. Yaklaşık 40 adet şiir kitabı yayınladı, çeşitli dergi ve fanzinlere editörlük yaptı, binlerce şiir performansı sergiledi, önemli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı, çağdaşı kadın şairlerle birlikte cinsel ayrımcılığa karşı seminerler düzenledi vesaire vesaire.
Yaşanan onca güzelliğe rağmen, şimdiden geriye dönüp bakıldığında, Anne Waldman'ın hakettiği karşılığı aldığını söylemek, biraz güç. Türkiye Şiiri'nde de sürekli tekrarlanan 'kadın şair' tanımı, Waldman'ı olması gereken noktadan uzaklaştıran olumsuzlukları tetikledi. Şiirde cinsiyet bazen bazı şeyler konuşulmasın diye öne sürülen bir gürültü oluyor. Anne Waldman'ın gür sesi, bu gürültü içinde yitip gitmese de, kimi cümleler anlaşıl-a-mıyor. 1950'den sonra yazılan şiirin önemli bir parçası sayılması gereken Anne Waldman; şiirinde kullandığı etkin ritim ve ele aldığı konulardaki yenileyici bakış açısıyla, her türlü önyargıyı kıracak denli önemli bir anlam taşıyor. Bu anlamı biraz daha görünür kılan pek çok okuma kaydı var, neyse ki.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




